Jean Baptiste Del Amo, The Son of Man
…çünkü insanlar, bu berbat dünyada yaşayan diğer tüm hayvanlardan daha çok, içlerindeki bu boşlukta, dünyadaki kısa, önemsiz, acınası hayatları boyunca ümitsizce doldurmaya çalıştıkları bu baş döndürücü boşlukla doğarlar; kendi fanilikleri, anlamsızlıkları, önemsizlikleri karşısında tutulup kalırlar ve içlerinde var olan bu boşluğu, bu eksikliği dolduracak şeyi türdeşlerinden birinde bulabilecekleri gülünç fikri bir şekilde kafalarına sokulmuşa benziyor. Sanki bir kürek dolusu toprakla bir çukuru dolduruyorlar. Bahsi geçen çukurun dipsiz olduğunu, insanların kalbindeki bu açık yaranın asla kapanmadığını, tedavi olmadığını hemen unutmaktır bu …
Jean-Baptiste Del Amo’nun Adamın Oğlu romanı ise toplumsal şiddetin kökenlerine odaklanıyor. Kalemi güçlü bir gözlemci olan Del Amo, doğanın ve hayvanların dünyasını adeta bir karakter gibi sunuyor. Hikaye, kuşaktan kuşağa aktarılan öfkeyi etkileyici bir dille işliyor ve insana dair derin izler bırakıyor.
Jean-Baptiste Del Amo’s novel, The Son of Man, focuses on the roots of social violence. A keen observer, Del Amo presents nature and the animal world almost as characters. The story effectively portrays the anger passed down through generations, leaving deep impressions on humanity.
The Meaning of Love in Human Life – Reflections on February 14th (Simru Polat)