Heykel Sanatçısı Dilşad Akçayöz ile Söyleşi
Heykel Sanatçısı Dilşad Akçayöz ile Söyleşi
Heykeltraşlık, zamanın ve mekânın ötesinde bir dil. Kimi zaman bir taşın sertliğinde, kimi zaman metalin parlaklığında hayat bulur. Bu sanatı icra edenler ise elleriyle değil, ruhlarıyla şekillendirirler eserlerini. Biz de bu büyülü dünyanın kapılarını aralayıp, heykelleriyle duygulara dokunan ünlü heykeltıraşla bir araya geldik. Gerçeklik ve hayal gücünün kesiştiği noktada, zamana meydan okuyan heykellerin hikayelerini, yaratım sürecinin derinliklerini ve eserlerinin izleyiciyle kurduğu benzersiz bağları keşfetmek için bu özel söyleşiyi kaçırmayın.
Gerçeklik ve hayal gücünün birleşimi eserlerinize derin bir boyut katıyor. Peki, bir heykelin izleyiciye dokunması veya hissedilmesi eserin anlamını nasıl değiştirir? Heykelin “dokunsal manzumesi” hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Dokunsallık konusundaki bu hassasiyetiniz çok ilginç. Peki, eserlerinizin zaman içinde doğal süreçlerin etkisiyle değişmesini veya evrim geçirmesini bilerek tasarlar mısınız? Bu durum yaratıcılığınızı nasıl şekillendiriyor?
Dayanıklılık ve kalıcılık konusundaki bu düşüncelerinizden yola çıkarak, heykellerinizin doğasını bir müzik parçası ile tarif etmeniz gerekseydi, hangi enstrümandan ya da müzik parçasından ilham alırdınız?
Müziğin eserleriniz üzerindeki etkisi gerçekten büyüleyici. Peki, heykel çalışmalarınızda kullandığınız farklı malzemelerin kendi içsel hikayelerinin ve kimliklerinin olduğunu düşünüyor musunuz? Bu malzemelerin tarihçeleri, dokuları ve doğal özellikleri, eserinize nasıl bir anlam ve derinlik katıyor?
Mermerle olan bu özel ilişkiniz oldukça etkileyici. Peki, eserlerinizde mekan ve yerleştirme nasıl bir rol oynuyor? Bir heykelin yerleştirileceği çevre yaratım sürecinizde ne kadar belirleyici oluyor?
Bu unutulmaz söyleşi boyunca, Akçayöz’ün sanatının derinliklerine doğru bir yolculuğa çıktık. Gerçeklik ve hayal gücünün dansı, heykellerin olağanüstü dünyasında bize eşlik etti. Sanatçının duygu yüklü eserlerini şekillendirirkenki tutkusuna ve yaratıcılığına tanık olduk. Sadece taşın ve metallerin ötesine geçen bir anlam taşıyan heykelleri; adeta duyguların döküldüğü bir şiir gibiler. Bu söyleşi, kendisinin sanat yolculuğunun sadece bir kesiti olsa da, heykel sanatının büyüsüne bir pencere açmayı amaçlıyor. “Heykeltraşlık, duyguların taşa, metale ve diğer malzemelere dönüştüğü bir konuşma biçimi” ve biz de bu konuşmayı dinlemek için buradayız.
Söyleşi: Nazperi Yılmaz
The Meaning of Love in Human Life – Reflections on February 14th (Simru Polat)